10 Temmuz 2008 Perşembe

Merhabalar efendim:) Bütün sitemime rağmen blogcu alemindeki suskunluk devam ediyor malesef:( Ama ben susmayacağım:) Haykıracağım :) Sanırım abarttım:)
Yaaa şaka bir yana yorumlar da kesilince insanın yasazı gelmiyor:)
En son Pazartesi günü yazmışım. Ben sondan başlayayım her zamanki gibi.. Dün arkadaşım Nurgül'ün yeni evine bakmaya gittim. Henüz taşınmadı ama dört gözle taşınmasını bekliyorum:). Manzarasına bayıldım evinin güle güle oturursun inş. Nurgülcüğüm. Salı günü Saliha ile birlikte alışveriş merkezine gittik, Nurcan ile buluştuk. Oradan da birlikte yemek yedik. Pazartesi günü çok eski ve çok yakın arkadaşım Gülden, annesi ve gelinleri ile geldi bize . Gülden Ankara'da yaşıyor. Evlenip gelin gitmesi ile uzaklaşan mesafelerimiz , hiç arkadaşlığımızı uzaklaştırmadı. Zaman zaman biz gittik Ankara'ya, o annesinin de burada olması sebebi ile sık sık geldi. Hilal,Nilü ,Gülden ve benim paylaştığımız öyle çok acı tatlı olay var ki. O güzel günleri hep tebessümle anıyorum ve arıyorum. Tabi Gülden gelir de Nilü gelmez mi:) o da bizdeydi. Hilal Rize'de olduğundan yoktu malesef.
Bu arada ben nasılım ?
Bilemiyorum içimde bir sıkıntı var, o sıkıntı hayra çıkacak inş. diye ümit ediyorum. Havaların sıcaklığı, başkalarının dertleri, kendi sıkıntım vs. derken anlamsız bir mutsuzluk var bende. Tabir-i caizse manyak gibiyim:)
Bu hafta sonu planlarım var liseden arkadaşlarımızla sözleştik, akşam da İclal'de kalmaya karar verdik. Belki o günleri yaşamak sevinç verir. Sevinci ummamak lazım , yaşamak lazım di mi:) Bakmayın sızlandığıma çok şükür ki yaşıyorum Allahım...
Sevinç dolu güzel günlere...

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Günlerim yine yoğun ve yorucuydu ama çok güzeldi...

Merhaba, herkese iyi,serin,mutlu bir hafta diliyorum. Çok ilginç bir şeyi farkettim dün. Arkadaşımdaydım bloğuma bakayım ve diğer biloglarda gezineyim dedim ki Asheke'nin bir sürü yazı eklediğini gördüm. Benim bilgisayarımdan açtığımda zenci adamın resminin olduğu yazı vardı sadece. Hatta bir gün "nerelerdesin" diye yorum bırakmıştım. Bende eklediği yazılar görünmüyor nedense. Sonra blah blah in bloğuna baktım onda da yeni yazı var bende görünmüyor. Neden olduğunu bilmiyorum bu sabah baktım gene aynı. Çözmeye çalışacağım , msn. nime de virüs girdi ,iş bilgisayarımın kafayı yediğinden şüpheleniyorum:) Asheke sen de "neden yorum bırakmıyor bu kız" diye düşünmüşsündür belki de:)
Bu arada Perşembe günü kızlarla beraberdik kandildi bol bol dua ettik birbirimize. Birer çay içip pastanede, evlerimize dağıldık sonra. Cuma günü Nilü'ye gittim akşam, yeğenlerimi sevdim bol bol. Cumartesi günü her zamanki gibi Figen'de kahvaltıdaydım:) Oradan alışverişe çıktım ve Nilü'ye uğradım tekrar. Akşam arkadaşım ve akrabam olan Ferit 'in düğünü vardı. Ailecek oradaydık. Harika bir düğündü, bol bol yedik içtik geldik:) Ferit'e ve Zeynep'e ömür boyu mutluluklar dilerim. Dönüşte Aysel'e gittik Saliha ile. Birsen 'de vardı. Pazar sabahı ise ben kızları kahvaltıya götürdüm. Kahvaltıdan sonra İclal ile Gülcan'a gittik. Gülcan'ın dünyalar tatlısı oğlu Alperen 6 aylık oldu ve biz ancak yeni görebildik. Çok da kayıpta olduğumuzu anladık tabi. Akşam üstü de okulumuzun pilav gününe katıldık İclal ile, Sevin'le buluşup. Güzel bir gündü ama bizim sınıftan kimseye rastlayamadık malesef. Eeee yıllar geçtikçe meşakkatler artıyor insanlar fırsat bulamıyor senede bir kez de olsa görüşmeye. Neyse ki biz arkadaşların çoğu ile zaten görüşüyoruz.
Yoğun bir hafta sonunu geride bıraktım. Herkes hafta sonu dinleniyor , ben ise yoruluyorum:). Ama mutlu olduğumdan bu yorgunluk dokunmuyor neyseki:) Bakalım bu hafta neler yaşanacak , her gün eksilen ömrümün günlerinde.
Güzelliklerle dolu anlarımın çoğunlukta olmasını temenni ediyorum. Sevgilerimle...

3 Temmuz 2008 Perşembe

Regaib kandiliniz mubarek olsun dostlar...

Merhaba, bugün hicri Receb ayının ilk günü ve de ilk Cuma gecesine rastlaması nedeni ile Regaib kandili. İki güzel günün yanına bir de mubarek Cuma gecesinin güzelliği eklenince değmeyin keyfimize:). Benim gibi uyanıkların bu geceyi güzel geçireceğini ümit ediyorum. Af ve mağfiret ayında günahlarımızın affı ve dualarımızın kabulü için bol bol dua edelim , hatta bol bol birbirimize edelim ki daha çabuk kabul olsun:) Bu da bir uyanıklık işte:) Yüce yaradanımız öylesine cömert ki isteklerimizi sakın sınırlı ve kısıtlı tutmayalım. Bol ve çok isteyelim dileklerimizi. O , O'nun şanının yüceliğini tastik edişimizden hoşnut oluyor biz istedikçe. Bu gece affolunan kullar arasında olmamızı talep ediyorum ben Allah'tan. Bir de başka hiç bir yerde bulamadığım dinimizin bütün güzel hasletlerine ulaşma gayreti içinde olmayı talep ediyorum . Yaratılmışların en üstünü ve şereflisi insandır. Ben insan olmaya layık bir insan olmak istiyorum. Sadece kendini düşünen değil başkalarını da düşünen., sevmeyi bilen, bencil olmayan; doğanın, hayvanların ve tüm canlı kardeşlerimizin hakkına riayet eden bir insan... "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demeyen, hep iyiye güzele karşı gelişme gayreti olan bir insan, hep akl-ı selimle hareket eden, kalbini çirkinliklerle karartmayan bir insan... Dünyamız için de , savaşların, haksızlıkların, zulümlerin, açlıkların, ekolojik felaketlerin, ahlaksızlıkların, afetlerin son bulmasını talep ediyorum Allah'tan.
Bugün çok dua edesim var ama vaktim şimdilik sınırlı. Sizler de kocaman bir amin deyiverin bakalım:)
Allahım bizi sev, bizi sevdir, bizi cennetin ile sevindir!
Amin...

2 Temmuz 2008 Çarşamba

Şttttt blogcular uyuyor musunuz:)

Merhaba demiyorum size:( Küskünüm çünkü blogcu arkadaşlarıma :( Tevbe tevbe ölü toprağı mı serpildi üzerlerinize yaw, neden sesiniz çıkmıyor hiç bu sıra. Sıcaklar vurdu mu sizi, öyleyse daha iyi ya yazın serinleyin:)
Her sabah merakla açıyorum bloglarınızı yeni bi ekleme yapmamış oluyorsunuz çoğu kez . Yorumlarınız da kesildi. Ay işler de durgun canım sıkılıyor anlasanıza:) Hadi yazın, anlatın, paylaşın . Biraz canlanın göreyim sizi, sobeleyin, mimleyin hareket katın şu blogcu alemine:)
Güzel muhabbetlerin çoğalması dileği ile...

1 Temmuz 2008 Salı

Kaldırımlar...


Merhaba, zaman zaman ezberimdeki sevdiğim şiirleri yazmaya devam ediyorum . İşte onlardan biri Necip Fazıl Kısakürek'in "Kaldırımlar"'ı...



Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..