devlet tiyatrosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
devlet tiyatrosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2010 Pazartesi

BEDENSİZ KADIN

Merhaba, 19 Ekim Salı günü Küçük Sahne'de izlediğimiz 'Bedensiz Kadın' adlı tiyatro oyununun prömiyeri yeni yapıldığından maalesef oyuna dair bir resim ekleyemiyorum.

Sezonu ilk açtığım oyun olma hasabiyle merak, heyecan ve beklenti içerisindeydik oyunu izlemeden önce İclal ve ben. Bütün bu duygularımızın karşılığını verdiği için emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

Oyunu Hırvat tiyatrosu yazarlarından Mate Matisic yazmış. Bosna savaşının ardından kaleme aldığı oyunda savaş sonrasında yaşananlardan bir kesiti gösterirken bize , o kesit gözlerimin dolmasına yetti de arttı bile. Savaşlara hiç bir zaman anlam veremeyen benim,aklımın erdiği ilk gençlik yıllarımda yaşanan Bosna savaşı çok içimi acıtmıştır. Daha önce de bahsettiğim gibi Bosnalı kardeşlerimin yeri bu nedenle farklıdır bende. Empatisi sempatiye dönüşen benim oyunda gördüklerim çok dokundu yüreğime. Dokundurmak da ayrı bir meziyettir doğrusu. Sanırım ilk kez bir oyunda gözlerim doldu. Savaşta yaşananların çirkinliği, bıraktığı izler dehşet verici:(

Broşürde "Hırvat tarafından olaya bakılmasına rağmen,savaşta hiçbir tarafın yeterince temiz olmadığını da gözler önüne sermektedir" yazıyordu ve ben oyun öncesi okuduğumda çok kızmıştım bu anlatıma. Oyunu izleyince gördüm ki evet herkes kendi açısından baktığında haklı görüyor kendini. Bu insanın doğasında var. Yani oyun bu yazılanları bana izah etti ve kızgınlığım geçti:)

Bu sezon izlediğim ilk oyundu Bedensiz Kadın ve bizi çok memnun bıraktı kendisinden. İzlemenizi isterim dostlar, emeği geçenlere bin selam...

7 Mayıs 2010 Cuma

"Ne Dersin Azizim?"



Merhaba, 28 Nisan Çarşamba akşamı İclal ile Cevahir Sahnesi'nde uzun zamandır yakalamaya çalıştığım Aziz Nesin'in yazdığı ve Yücel Erten'in uyarladığı 'Ne Dersin Azizim?' adlı uyunu izledik. Nesin'in öykülerinin sahnelendiği oyunu izlerken "hiç birşey değişmemiş mi" diye düşünmekten alamadım kendimi. Hem güldüm ,hem düşündüm.İtiraf etmeliyimki başlangıç repliklerinden sonraki ilk öykü çok bildik olduğundan umduğumu bulamayacağımı düşündüm, fakat sonraki öyküler hayal kırıklığımı hemen bertaraf etti. Oyun, şahane oyuncularla ,müzik ve dans ile tadına doyulmaz bir hal almıştı. Emeği geçen herkese bin teşekkür...

22 Nisan 2010 Perşembe

King Kong'un Kızları...



Merhaba, geçen hafta dittiğim Kenter Tiyatrosu'ndaki Devlet Tiyatrolarının sergilediği King Kong'un Kızları adlı oyundan da söz edeyim :) Söz edeyim dedim de unuttum yaw:):)Aslında unutmadım da kelimeleri toparlayamıyorum:)
En iyisi kopyalayım da Devlet Tiyatrosu'nun oyun hakkındaki açıklamasını daha fazla zorlamayım zihnimi:)
King Kong'un kızları, yaşlılar yurdunda çalışan ve meslekleriyle ilgili çok değişik fikirleri olan üç hemşiredir. Son bulması gereken her şey, parlak bir şekilde sona ermelidir. Bu noktadan hareketle bakmakta oldukları yaşlıların ölümlerini de sanki büyük film yıldızlarının hayatından sahneler gibi düzenlerler.
"Çağdaş Alman tiyatro oyunlarının en nükteli ve zekice işlenmiş olanlarından biri." Frankfurter Allgemeine Zeitung.
Rol Dağılımı:
Habibe Merih Atalay, Ebru Unurtan, Mehlika Balkan, Hanife Şahin, Suna Selen, Emin Olcay, Mahmut Gökgöz, Sevinç Aktansel, Turan Günay

Konu:
Her canlı ölüme yazgılı olduğuna göre, bu kadar sıradan olan bir olayı kutlanacak bir şölene çevirmek, uzun süre bunu anımsamak, üstelik de bunu yaşama amacı, şansı ya da bilinci kalmamış yaşlılara uygulamak King Kong’un kızlarının temel amacıdır. Yaşlılığın bilgeliği ve görmüş geçirmişliği imajına asla uymayan, çoğu yarım akıllı insan müsveddelerinin bulunduğu huzurevi sakinleri ve bu insanlara idolleri film starları gibi muhteşem sonlar hazırlayan ölüm melekleri, yani bakıcılarıyla oldukça farklı bir kara komedi King Kong’un Kızları

16 Nisan 2010 Cuma

Kuzguncuk Türküsü...





Merhaba , bahsettiğim gibi geçtiğimiz hafta İclal ve Seyhan ile Devlet Tiyatroları'nın Cevahir Sahnesi'nde sergilenen Kuzguncuk Türküsü adlı oyunu izledik. Güngör Dilmen'in yazdığı oyunu Cemal Ünlü sahnelemiş.Oyun kadrosu ise bir haylikalabalık.

Gülenay Kalkan, Murat Karasu, Ergun Akvuran, Ali Ersin Yenar, Ömer Hüsnü Turat, Ayşe Tunaboylu, Ali Fuat Çimen

Sena Işıldar / Sema Kahriman, Zeynep Orhon, Özden Dindar, Güldestan Yüce, Burak Öner, Mehmet Can Narin, Tuna Öztunç,
Onur Akgülgil, Çetin Kaya, Efe Ünal, Aybar Taştekin, Fatih Koşkan, Ersin Umut Güler, Hilal Özbay, Seda Çavdar, Burcu Arslan, Senem Begisi, Yeşim Mazıcıoğlu, İbrahim Aymaz

Oyun 1955 yılının 5-6 Eylül olaylarını anlatırken , mekan olarak azınlık Türkler'in en fazla yaşadığı semtlerden biri olan Kuzguncuk seçilmiş. Kuzguncuk'ta dostça , kardeşçe yaşayan Türk, Rum, Musevi, Ermeni ve Yahudiler, Mustafa Kemal Paşa'nın Selanik'teki evinin bombalanması ile başlayan olaylar sonucunda parçalanmış. İş yerleri yağmalanan azınlık Türkler göçe zorlanmış. Bıraktıkları evleri, iş yerleri ise aç gözlü insanlar tarafından, bu durumdan faydalanılıp çok ucuza el değiştirmiş.

Kuzguncuk'ta değişik zamanlarda yaşamış olan Marko Paşa,Can Yücel ve Aziz Nesin de oyuna dahil edilmiş. Oyun geçmişimizle yüzleşmemiz açısında bir ayna örevi tutuyordu. Can acıtıyordu aynı zamanda. Bu oalyların yaşandığına hiç şüphem yok.Hiç bir zaman körükörüne milliyetçilik duyguları barındırmadım zihnimde. Hatta İclal'in iki dedesinin evi de Rumlar'a aitmiş. ama iki dedem de masum onlar bu evleri devletten satın almışlar dedi. Hatta babasının bir anısını da anlattı. Babası ,babasından bir kez dayak yemiş o da rumkomşusunun sürekli kapısının üstünde duran anahtarını alıp attığı için. Sonrasında da mahalleli ile birlikte anahtarı arattırmış oğluna.Güven duygusuna bakar mısınız anahtarlar kapının üstünde tutuluyormuş. Oyunca sadece hüzün yoktu dostça,kardeşçe söylenen Rumca ve Türkçe şarkılar da vardı. Oyun bitiminde oyunu ayakta alkışlayınca ben aynı sırada oturan gençler "luna bak bi de ayakta alkışlıyor " deyince İclal de ayağa fırlayıp alkışlamaya devam etmiş:) Biliyorum bu oyun çoğu insanı rahatsız etti. Evet beni de rahatsız etti. Neticede yaşananlar hoş olaylar değildi. Şimdi ders çıkarılıp kardeşçe yaşanmaya vesile olunsaydı tarih şer hayra dönüşmüş olurdu. Ama malesef tarih hala tekerrürden ibaret. Lakin oyunda bizi rahatsız eden bazı unsurlar vardı. İyi Türkler'in kötü Türkler kadar çok öne çıkarılmayışı , bazı repliklerdeki kişiye özel suçlamalar gibi. O suçlamalardaki muhatap devletti, kişilere indirgemek yanlış olurdu. Aynı zamanda oyunun anlattığı konu açısından oyunun zamanı az gelmiş.

Velhasıl emeği geçen herkese teşekkürler...

25 Aralık 2009 Cuma

"Rita'nın Şarkısı"


Merhaba,geçtiğimiz hafta Cuma günü İclal ile Devlet Tiyatrosu'nun Cevahir Sahnesi'nde sahnelenen Willy Russel 'in yazdığı, Işıl Kasapoğlu'nun yönettiği Rita'nın şarkısı adlı oyunu izledik. Oyuncular Tülay Günal ve Çetin Tekindor idi. İkisinin de oyunculuğu muhteşemdi. Oyundan çıktığımız an "şu an tekrar verseler seve seve izlerim" dedi hatta İclal. Seyircilerin tepkisizliği şaşırttı bizi. Ne güldüler, ne alkışladılar, ot gibiydiler yaw:) Ama biz mest olmuş ifade ile seyrettiğimiz oyuna ve oyunculara gereken değeri verdik seve seve.
Konu harikaydı, izlerken düşündürdükleri de. ama ben burada anlatmayayım ve imkanı oaln herkesin izlemesini tavsiye edeyim. Rita'nın Şarkısı görülmeye değer ,değerli bir tiyatro oyunu.Emeği geçenlere binlerce teşekkürler....