Merhaba, biz hastaneden çıkamıyoruz malesef:( Bu kez de küçük halamın eşi Ahmet eniştem hastanede. Cmt . günü onu ziyarete gittim. O günü kendime ayırcaktım ki, annem "sen bilirsin ama misafirler gelecek, gel" diye örtülü baskı yaptı:) Neyse onun dediği olmasın diye :) avare avare dolaşıp, sahile inip oturdum. Denizi seyretmek çok keyifliydi ki yalnız duramadığımı farkedip, Deniz'i ve Fatma'yı çağırdım . Onlarla epey oturup, boş boş dolaşmaya devam ettim ve sonunda eve gittim , "pes" deyip:) Ayşe halam , Dilek, Muteber, Şazo bizdeydi gittiğimde. Aşkama Sevde, Meral ve Musti de geldi yemeğe. Geç vakte kadar oturduk, Meral ablam bizde kaldı. Annesi , yani halam 9 aydır yatalak, konuşamıyor, hareket edemiyor:( Meral ablam "Anneme hediye veremiyorum yenge:(" diyerek anneme hediye almıştı, çok duygulandım. Pazar günü birlikte yaptığımız kahvaltının ardından hep beraber enişteme ziyarete gittik yine. Eniştem iyi değil, Allahım şifa ver ona ve tüm hastalara... Aynı hastanede annem yattığından annemin hastane komşusu bir teyzeyi de ziyaret ettim. Gene aynı hastanede eski komşumuzun annesi yatıyormuş onu da ziyaret ettim. O gün Zübüş teyzem çok üzgündü. Kızı İzmir'de , oğlu çalışıyor, evli oğlu ise "haftaya geliriz" demiş. Diyorum ya bütün anneler "istemem" deseler de kutlanmayı bekliyor. Hastane çıkışı anemle, teyzeme morel olsun diye sürpriz yaparak ona gittik. Oradan da Yıldız halama geçtik. Başkalarının mutluluğu ile mutlu olan canım annem. Hasta haliyle hiç yorulmadı, çünkü onları ziyaret etmek onu çok mutlu ediyordu. Yıldız halam malesef hala yatalak:( Bizi tanıyor mu, tanımıyor mu bundan dahi emin değilim. Hala burnundan mama ile besleniyor. Ve Hasan eniştem hala ona bebeği gibi, gül gibi bakıyor. Canım eniştem sen gibisi yok sanırım. Eniştem dün gözlerimi yaşartan, unutamayacağım bir sahneye daha şahit etti beni . Kapı çalındı , açtık, elinde çiçek buketi ile enişem geldi. Halamın yanına gitti ,anneler gününü kutladı, Ona çiçekleri koklattı, vazoya koyup, başucuna koydu seyretsin diye. Ne kadar incesin enişte, ne kadar mükemmelsin. Allah seni başımızdan eksik etmesin. Canım halam ne kadar şanslısın sen, halama fısıldadım " dua et biz de eniştem gibi biri ile evlenelim" diye:) İnş. anlamıştır.
Değer bilen, değer veren, mezara kadar seven, düştüğümüzde tutacak, hastalandığımızda bakacak eşlerimizin olmasını can-ı gönülden diliyorum:)
Bolca ziyatte bulunarak geçirdiğim haftasonum, yoğun olsa da huzur verdi bana.
Sanırım anneme benziyorum mutlu etmek, mutlu ediyor beni:)
Huzurluyum hamdolsun, siz de huzurla kalın...
güncem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güncem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Mayıs 2008 Pazartesi
17 Ekim 2007 Çarşamba

Merhaba! Salı gününü ayrı yazmak istedim.Kuzenim Rukiye telde üzücü bir haber verdi bana.Gerçekten çok üzücü.Beni ağlatan ,aklımın almadığı bir olay anlattı.Bir arkadaşının gelinleri 1 haftalık bebeğini bırakmış.Eşinden ayrılıp gitmiş.Kadir gecesi doğmuş Şevval her şeyden habersiz yavrum . Bir de ablası var 6 yaşında.İşte onun için her şey daha da zor.Çünkü onun aklı eriyor.Anne ve babası aralarındaki sorunları yaşarken çocuktan sakınmamışlar. Her şeyi görmüş,duymuş.Küçücük aklı ve yüreği bunları nasıl kaldırır ,nasıl unutur bu yavrucak şahit olduklarını…Baba da annesinde kalacakmış bundan sonra .Annesi hasta ve yaşlı olduğundan bakamazmış.Hala çocuklara sahip çıkmış ,şayet o da almasaydı yuvaya verilecekti belki de. Halanın da 2 çocuğu var ,durumları da iyi değil ama o çocukların ortada kalışlarına dayanamamış.Bu çirkinliğin içinde ne güzel bir yürek ne güzel bir aile onlar.Göbeği bile düşmemiş Şevval’in.Yavrum öyle de güzel ki.Dün görmeye gittik Şevval’i. Bu üzücü olayı arkadaşım Aylin’e anlatmıştım ,o da ablasına anlatmış.Ablası Arzu sağolsun çok duyarlı biri.Ne yapabilirim diye beni aradı ve halaya ulaşıp evine ziyarete gittik.Öyle iyi niyetli biri ki hala ama şaşkın. Hamile kalmadan,aniden bir bebeği oldu.Çocukları da büyümüş ne yapacağını bilemiyor ,soruyor öğreniyor “bebek büyütmeyi unutmuşum”diyerek. Dün akşam dediği söz ne kadar manidardı. “Ben bu bebeğe Allah rızası için sahip çıktım bakın sizler beni buldunuz yardım elinizi uzattınız,eğer anne bırakıp gitmeseydi ona da aynı yardımlar ulaşırdı Allah dünyaya gelenin rızkını vermez mi “diyor. Ne kadar doğru düşünüyor.Ah be annesi nasıl böyle bişey yapabilirsin. Ne durumdasın,psikolojin ne durumda bilmiyorum ama hangi durumda olursa olsun bir annenin evladını bırakıp gidebileceğine inanamıyorum.Sütün sızlamıyor mu hiç.Hala bütün iyi niyeti ile sahip çıktı ya Şevval’e Allah güzel kapılar açacak,mükafatı büyük olacak inşallah ;fakat çok zor sabretmesi,güçlü olması lazım.Çok çok zor bir durum.Kadıncağızın durumu da iyi değil evlere temizliğe gidiyormuş bebeği bırakıp nasıl gider bundan sonra. Mama ile beslenecek ki bu maddi açıdan büyük bir külfet.Allah yardımcısı olsun hepsinin.Evlat hasretiyle yanıp tutuşan bir sürü aile var onlara verseler Şevval’i onlar da mutlu olsa, Şevval de mutlu olsa olmaz mı sanki.O zaman kıymetli olur evlatları tabi,vermezler verseler de almak isterler ilerde onca emeği ,sevgiyi hiçe sayarak.
Allahım Şevval’e ve ablasına,halasına ve halasının ailesine yardım et.Onlara huzur ve mutluluk nasip et.(amin)
27 Temmuz 2007 Cuma
güncem
merhaba. bugün cuma ve benim en yoğun günlerimden biri iş gününün son günü olması dolayısı ile. bu sebepten canım bloğuma ne yazacağımı bilemiyorum anca vakit bulup girebildim.fakat sık sık açıp baktım yerinde duruyor mu bloğum diye:) sahiplenme ne ilginç bi duygu. kiracıyken insan oturduğu eve önem vermezken kendi evi olduğunda değerini bilmesi, ya da iş arabasını hor kullanırken kendi arabasına kız gibi bakması:), ya da kreş öğretmeniyken bunu meslek bilip kendi çocuğuna çok çok farklı davranması gibi bişey:))) bu örnekler yaz yaz bitmez sanırım. tabi benim örneğim bunların yanında masum ve hatta hoş bile duruyo:) elbette doğru değil bu tavırlar. hiç bişey bizim değil her şey emanet, biz bile... biz bile bize emanetsek ve emanete değer vermek gerekiyorsa ve de bunun gereği yapılıyorsa ne güzel olurdu her şey değil mi. herşeyden önce kendimizi emanet görüyor olsaydık dahi sorunsuz mu olurdu hayat aceba . düşünsenize üzüleceksiniz ve üzülmüyorsunuz "emanetim ben bana ,bu üzüntü bana zarar verir" diye ya da size zarar verecek bişey yiceksiniz " bu bana zarar verir, ben de bana verilen emanete.yememeliyim":) düşüncesi bile güzelmiş yaw:))) o zaman her şey tıkırında işlerdi bu da sıkıcı mı olurdu aceba. sanmam Allah 'ın imtihanı ,sınavı çok. elbette sınavsız hayat olmazdı ,lakin bizler o kadar kendi kendimize sorun oluşturuyoruz, büyütüyoruz ki gerçek sınavlara layıkı ile kafa yorup, kazanamıyoruz. enerjimiz,inancımız,kuvvetimiz öylesine haketmediğini düşündüğüm boş işler ve düşüncelerle dolu ki nihayetinde gerçek sınavdan çakıyoruz.
gerçek sınavı farkedip, bu bilinçle sınavı geçen çalışkan ,aklı başında öğrenciler olmamız temennisi ile...
gerçek sınavı farkedip, bu bilinçle sınavı geçen çalışkan ,aklı başında öğrenciler olmamız temennisi ile...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
