31 Mart 2010 Çarşamba

İyi ki doğdun Eymen...



Merhaba , Perşembe günü bahsettiğim gibi kuzen Yasin ve gelin Ayşe'nin oğulları Eymen beyimizin doğum gününü kutladık. Çok kalabalık olduğumuz için tek tek isimleri sayamayacağım:) Eymen beyimiz çok şanslı , çağırılan herkes oradaydı. Cafe balonlarla süslemiş, harika mamalar hazırlanmış ve çok güzel bir pasta yaptırılmıştı. Yasin her kutlamamıza laf eder, "içkisiz kutlama mı" olur derdi bizlere:) Bu kez ben büyük sözüne tevbe ettirecek cinste onu sinir edip "bu ne yaaa içki yok bişey yok" diye tüm akşam takıldım kuzişime:)gelin Ayşe aslında kız Ayşe bizim için. Hem onu çok sevdiğimizden hem de ailesi şehir dışında olduğundan ona çok yakın hissediyoruz kendimizi. Eymen'in de halası değil teyzesiyiz bu sebepten:) Fakat ben ona takılmak için gelin Ayşe demeyi ihmal etmiyorum:) O napıyor "gelinim susayım,oturayım" mı diyor:) Malesef her lafa cevabı hazır:)) Mesela Ayşe'nin doğum gününde türkü söylenip durdu ya, e ben yabancı kalınca şarkılara her sessizlikte bi şiir okumayı teklif ettim:) Gelin Ayşe ne dese iyi:) "Saçmalama nevbahar abla,kendini alçaltma" gibi bir laf etti :) Bak bak bak lafa bak hele:)))

Canlarım benim öyle güzel bir aile oldunuz ki size bakıp çok mutlu oluyorum. İnşallah bu mutluluğunuz katlanarak devam eder bir ömür boyu. Eymenimiz , sağlıklı oluşu,başarıları ve mutluluğu ile sizi hep sevindirsin inş. Nice yaşgünlerini hep birlikte , sevinçle kutlamak ümidi ile...

30 Mart 2010 Salı

Yine günler:)

Merhaba, önce bronşit,sonra astım bronşit ,şimdi de bahar kırgınlığı ... Yaşlanıyor muyum, yoksa nazar mı değdi bana bir türlü anlamlandıramadım:) Ciddi anlamda yorgun hissediyorum kendimi. Bütün vücudum dökülüyor.Hayır olsun inşallah...

Dün akşam evdeydim. Ders çalışmaya çalıştım. Testlerde İclal beni geçince ben derslerden soğudum:) İclal'in artistliklerini çekemiyorum:). Hanımefendi de soğumuş, neymiş dişine göre rakip bulamamış:))) Terbiyesiz yaw:)

Cumartesi günü Özgeciğime gittik İzmit 'e. Saliha, Sevin, Küboş ve Hülya ile. Sabah 9,30 da otogarda buluşmak için sözleşmiştik. Ben 7,30'a saatimi kurup erkenden yattım ki sabah banyo yapayım, kıyafetlerimi ütüleyim diye:) Velhasıl hesap uykuya yenildi:) Saat 9,10'da Saliha'nın "ben otogardayım" diye beni araması ile uyandım ki neye uğradığımı şaşırdım. Kimseyi bekletmemeye özen gösterirken bu durum bir felaketti benim için. Sadece yüzümü yıkayıp taksiye atlamam ile 9,30 da otogarda oldum. Kızlar "nevbahar yetişir" diye endişelenmemişler ama ben çok endişelendim:) Nasıl geçtiğini anlamadığımız otobüs yolculuğundan sonra otogarda bizi karşılayan Özge ile harika hazırladığı kahvaltı sofrasına kavuşmak için evinin yolunu tuttuk:) Malesef yine sofranın cazibesine kapılıp resim çekmeyi unutmuşuz. Ama cidden görülmeye ve tadılmaya değer bir sofraydı. Küçücük bebeği ile bir çok zahmete girdiği için canım arkadaşıma çok teşekkür ederim. Ellerine sağlık şekerciğim. Yine nasıl geçtiğini anlamadığımız, harika bir gün geçirdim sevgili arkadaşlarımla. Özge , öğleden sonra bize pide yaptırıp Naila parkına, körfez manzarası eşliğinde piknik yapmaya götürdü. Hava da şansımıza güzel olunca cidden dostlar arasında huzurlu bir gün yaşamanın keyfini paylaştık hep birlikte. Kızlar sizi çok seviyorum. Akşam İclal' in ağabeyine gittik. Sağolsun Ekrem ağabey bize bilgisar dersi ile ilgili yardımcı oldu. Eşi Betül de bizim için mamalar hazırladı. Haftasonlarını ziyan ettiğimiz için özür dilerim. O gece İclal de kaldım. Biraz ders çalıştık.

Pazar günü İnci teyze ve İclal'in hazırladığı harika kahvaltıdan sonra eve geldim. Akşam Saliha, Elmas, Ata ve Ertan kebapçıya gitmiş , beni de çağırdılar birlikte yemek yedik.

Cuma akşamı evdeydim.

Perşembe akşamı kuzen Yasin'in minik oğlu Eymen'in cafe de kutlanan doğum günü partisine katıldık ailecek. Oradan da uzun zamandır göremediğim Aysel'e bir kahve içimlik uğradım:)

Çarşamba akşamı Elmas'taydık Deniz, Saliha, Zehra ve annesi ile.

Salı akşamı Yeliz'in teyzesi Nazan'daydık annem ,Yeliz ve Saliha ile. Nazan yeni aldığı evine taşındı biz de "güle güle otur" demeye gittik:) Cidden güle güle ve huzurla otur Nazancığım.

Pazartesi akşamı Asuş teyzem, Hasan eniştem, Eyüp, Fatma Nil, Esma abla, Miray abla ve ağabeyi, Nilü ,eniştem ve çocuklar bizdeydi.

Pazar günü bahsettiğim gibi Ayşe'nin doğum gününü kutladık. Kutlama sonrası Elmas, Deniz, Ayşe ve Saliha ile bir cafede yorgunluk kahvesi içtik. Akşam eve gelip anneme söz verdiğim gibi köşe bucak temizlik yaptım:) Annem ve babam mest oldu:) Onları mutlu etmenin yolu temizlikten geçiyor:) Hele babam bayılıyor temizliğe. Annem de yapmayı sevmiyor ama yapılmasını seviyor:) Genç kızken br yere gideceğimizde bulaşık yıkardık:) İzin garantiydi:)

Cumartesi günü Aylin ile Bakırköy Cmt pazarına gittik. İncik ,boncuk alıp kaşınan cebimizi boşalttık:) Oradan Nilü'ye gittim. Önce komşusu Zehra abla da kahve içtik, sonra annemin de gelmesi ile çay keyfi yaptık Nilü'de. Akşam bize İclal geldi ders çalışmaya. Bu sefer ki çalışmamız verimsiz oldu:) Saliha sürekli sabote etti, Elmas geldi,Yeliz geldi derken geç saatlere kadar ama ara vererek ders çalışmaya çalıştık:) O gece İcloş bizde kaldı. Epey birikmiş günlerim:) Neyse yazdım ya rahatladım:) Yazmasam bir yük beynimde yaw :) Yükümü boşalttığıma göre bana eyvallah...

25 Mart 2010 Perşembe

İyi ki varsın Ayşe!...




Merhaba, bugün sevgili arkadaşım Ayşe'nin doğum günü, fakat bugün aynı zamanda Eymen'in doğum günü kutlanacağı için biz Ayşe'nin doğum gününü Pazar günü kutladık. Fakat bu kutlama geniş çaplı olmasına rağmen süpriz bir kutlamaydı. Ayşe'ye Pazar günü buluşalım dedik. Salih'in çalıştığı cafeyi açtırdık. Salih harika süslemeler yapmış cafede. Saliha'da yardım etmiş. Ayşe türküyü çok sever, onun sevdiği bir tükücüden rica edip doğum gününe gelmesini sağladı Elmas ve Saliha. Ailesini ve arkadaşlarını da çağırdık. Elmas, Ayşe'yi almaya gittiğinde ben ve Saliha için "Salih'in cafesindelermiş onları ordan alacağız" dedi. Geldiklerinde "gel cafeyi gezdirelim" dedik. Bizim için ayrılan odanın perdesi kapalıydı, açtığım an mum ışığında bütün sevdiklerini, "iyi ki doğdun Ayşe" diyerek karşıladıklarını görünce şok oldu.Öyle şaşırdı ve sevindi ki anlatamam. Kiminin bu manzara karşısında gözleri doldu:) Ayşe sırayla herkesi öpmeye başladı ama türkücü Ali Rıza Bey''i bir türlü görmüyordu. "Asıl hediyemizi görmedin" diye gösterdiğimde çığlık attı:) Hemen masa başına geçip başladılar türkü söylemeye. Ayşe'nin de sesi harikadır. Tüm gün bize enfes türkü ziyafeti çektiler. Benim türkü kültürüm pek yok, ben sadece kafa salladım:) O gün tüm dostlar hep birlikte olmaktan, Ayşe'yi mutlu etmekten dolayı çok mutlu olduk. Ben bu süprizde sadece servisi geciktirmemek adına getir götür işlerini yaparak katkıda bulundum:) Eeee servisi yapan erkek kardeşim olunca kıyamadım da. Salihciğim de çok yoruldu, Ayşe ablasını çok sevdiği için bunu seve seve yaptı ama. Bu süpriz de büyük payı olan Elmas ve Saliha'ya da teşekkür ederim. Deniz'e ise Ali Rıza Bey'e sıkılmasın diye ilgilendiği için teşekkür ederim:) Cafede çalışan Asuman ve Salih'e de hizmetleri için teşekkür ederim.Ayşe'nin ablası Esra'ya da yaptırdığı harika pasta için teşekkür ederim:) Ama asıl olarak Ayşe'ye teşekkür ederim. İyi ki doğdun Ayşe, iyi ki arkadaşım oldun. Seni çok seviyorum. Bütün ömrün boyunca hep mutlu ol inşallah. Nice senelere...

23 Mart 2010 Salı

Profesyonel...


Merhaba, geçtiğimiz hafta Salı günü yine İclal ile Küçük Sahne'de izlediğimiz Profesyonel adlı oyundan bahsetmeden önce hangi aklımla olduğunu hala çözemesem de iş çıkışı Cevahir Sahnesi'ne gidip biletimi istediğimde "başka bir sahnedeki oyuna bilet almayasınız" diyen görevlinin adeta beynimden kaynar su boşaltması ile aklım başıma geldi:) Çok az vakit kalmıştı, İclal doğru sahnedeydi:) Hemen metroya atladım ve Taksim'e doğru yola koyuldum:) Metro ile bir kaç dakikada Taksim'deydim ama malesef metrodan yukarı çıkmam 15 dakkayı buldu. Nasıl koştuğumu ve kan-ter içinde kaldığımı anlatmam güç:) 10 dakika gecikmeli de olsa , ulaştığımda iyi halimden olsagerek:) çok sessiz olmak kaydı ile oyuna aldılar beni görevliler. Puf üzerinde izlemek zorunda kalsam da bu denli hengameye değdiğini anlamış oldum oyunu izleyerek:) Oyuncular çok iyiydi, konu çok ilginçti. Güzeldi işte yaw, çok güzeldi:)

Devlet Tyatrosunun oyun hakkındaki kısa açıklaması şöyle:

Dünyaca ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevic, Yugoslavya’daki büyük dönüşümden önceki ve sonraki toplumsal-politik yaşamı, bir entelektüelin yaşamöyküsü içinde, karakomedi türünde ve ironik bir üslupla anlatıyor. 40 yaşlarında bir edebiyat adamı, bir sekreter ve bir gizli polisin süprizlerle dolu soluk soluğa izlenecek hikayesi.

Emeği geçenlere teşekkürü borç bilirim.Sevgiyle kalın...

19 Mart 2010 Cuma

Günceme dair:)

Merhaba:) Bugün kaç kez dedim bu sözü yaw:) Yazdım da yazdım:) Ne çok birikmiş günlerim. Birikir tabi, bendeniz hasta oldum efendim:( Hem de astım bronşit:( Zaten bronşittim ,göya Doç. diye gittiğim doktorun verdiği ilaçlar iyi gelmeyince, ben de kendime dikkat etmeyince astım bronşite dönüştü. Allah zatureden saklasın:) Vel'hasıl-ı kelam 3 gün evde istirahat dönemini geçirdikten sonra kürkçü dükkanıma geldim:) İyi miyim? Eh işte:) İğneler ve diğer bir sürü ilacın elbet faydasını gördüm . Günlerime gelince...

Dün akşam İclal ile bahsettiğim üzre Çıkmaz Sokak adlı oyunu izledik. Göya bu ay etkinlik olmayacaktı hayatımızda. Sadece ders çalışacaktık, ki iki tiyatro aşığı olarak buna riayet edemedik:)

Çarşamba günü evdeydim. Günde iki kez iğne için dışarı çıkmamı saymıyorum:)

Salı günü de evdeydim ki akşam iğne dönüşü kızlar Gülay'daymış, aradılar bir kahve içimlik ben de onlara katıldım. Gülay'da Rukiş, Elmas, Deniz ve Saliha vardı.

Pazatesi günü önce doktordaydım, ardından da kuzen Rukiş'de istirahat ettim akşam iğne saatine kadar. Rukiş' de , Kübra ,Gülay, Asuş teyzem ve Fatma vardı. Akşam bizde Zübüş teyzem kaldı.

Pazar günü de evdeydim ki akşam Elmas, Deniz ve Ayşe geldi bize.

Cumartesi günü Zehra 'ya gittik Nilü ile. Zehradan da kuzenime gittik hastalandığından hastaneye götürdük onu. Akşama kadar hastanedeydik. Kuzeni hastanede bıraktık biz Rukiş'e döndük. Canım kuzişime acil şifalar diliyorum.Onu çok ama çok seviyorum. Kuzişimin hastalığından dolayı tüm aile oradaydı. Eniştem, babam, annem, teyzem, Mustafa ağabeyim, Nilü, Saliha ,Gülay, Figen, Zeynep de vardı o akşam.

Cuma akşamı Sema ile birlikte Töre adlı oyunu izledik Cevahir Sahnesi'nde.Tiyatro çıkışı da bir yere oturup fondü yedik ve muhabbet ettik:) Bu arada bol bol ders çalışmayı ihmal ettiğimi düşünmeyin:) Saliha'nın hışmından sonra bırakmıştım ders çalışmayı:( Sınav tarihi yaklaşınca son 3 haftada 5 kitap bitirdim. Tabi istediğim gibi çalışamasam da fena değilim:) İnş. sınavda da fena olmam, hatta çok iyi olurum:) Paso için başlamıştım okul hayatına :).Fakat öğrenciliği özlemiş miyim ne:) Not almalar, ezber yapmalar bayağ ciddiye aldım bu işi ben:) Hayırlısı bakalım:)

Sanırım Perşembe günü de evdeydim, hatırlamıyorum gerçi:) Şimdi hatırladım Hacer'lerdeydim Saliha ile birlikte:)). Neyse artık geçen günlerime dair notlarım bu kadar:) Sevgiyle kal günlükcağazım:))