13 Aralık 2007 Perşembe

Zaman...



Zaman, bazen öyle uzun geçiyor ki;duvardaki saati alıp,vaktin geçmesi için insanın içinden çevirmek geliyor.

Bazen de öyle kısa,öyle kısa ki;gözümüzü açıp kaparken geçiyor da durduramadığımız ve doyasıya yaşayamadığımız için hayıflanıyoruz.Ne de olsa insanoğluyuz,galiba biraz da nankörüz.

Bizler hiçbir şeyden mutlu olmuyor,verilen onca niğmete şükür borcumuzu yerine getirmiyor ve asla "yeterli" kelimesini kullanmıyoruz.Keşke kullanmasak hayırlı ilim öğrenirken,iyi işler yaparken,güzel huylu olmada kullanmasak.

Maddede değil,manada olsa gözümüz.Keşke...

11 Aralık 2007 Salı

Deneme/1999



Ağaçların çıplak olduğunu fark ettim bugün.Sonbahar gelmiş;hatta kışa kapı aralamış bile. “Buyur” dediği an başlayacak görevine kış.Ve kış ile birlikte saniyenin saat gibi işlediği uzun geceler, kah kar ile kah yağmur ile dinmeyen gözyaşlarını üzerimize boşaltan gökyüzü,ve soğuk,soğuk,yine soğuk…

Zannediyorum bu soğuk havaya biraz da güneş sebep oluyor.O, kışın tatil yapmayı seviyor ve istirahata çekiliyor.Ara sıra ziyaretimize geliyor tabi; fakat geri dönüyor gittiği yere.Ama o hiç bana “elveda”demedi.Sözünde hep durdu ve geri döndü.Hatta kimi zaman ,üşümemek için yaktığım sobayı kıskandı da ansızın giriverdi odama.Söndürdüm tabi sobayı.Güneşim varken ne hacet suni ısıtıcıya.O bana sıcaklığı ile birlikte sevgisini de sunuyor. Zaten sevgi de sıcaklıktan doğmaz mı? İnsanların kışın daha asık suratlı,daha soğuk olmalarının sebebi bulundukları havanın soğukluğundan olsagerek.

Güneşi bu kadar sevmeme rağmen her güz ve kış mevsimlerini de iple çekiyorum.Beni onlara çeken şey hissettiğim merak duygusu galiba.Fedakar ağaçlar kendi giysilerini üşümek pahasına üzerlerinden çıkartıyor ve ayaklarımız üşümesin diye yerlere seriyor.Bu özveri beni büyülüyor doğrusu.Belki de gocunuyorumdur,belki düşündükleri ben değil topraktır kim bilir. Ama olsun böyle düşünmek hoşuma gidiyor.

Hele gökyüzünün sırrına bir türlü erişemedim.Sürekli ağlıyor o.Gözyaşları dinmek bilmiyor nedense .Dinse dahi onda hep hüzün görüyorum.Neden bu kadar dertleniyor,neden bu kadar içleniyor bir çözebilsem,bir nebze olsun yardımcı oalbilsem,keşke…

Hüznünün sebebi kuşlar mı aceba?Güzün onu terk ediyorlar ya ,yalnızlıktandır kimbilir.Peki ya Ay? Ay onun en yakın arkadaşı ,güneş ziyaretini seyrekleştirdiğinden beri onu

Hiç yalnız bırakmıyor.Ama heyhat! Özlenmez mi o güzel ötüşlü kuşlar?...

Hasta da olabilir…

Her gün bacalardan yarış edercesine yükselen kirli dumanlara dayanamamıştır belki de…

Belki de sevdiği vardır…

Güneşe mi aşık aceba?

Keşke bilsem,keşke derdine derman olabilsem.Heyhat! Ben kendi derdime derman olamamışkenona ansıl merhem olayım.Yeryüzünde kimden medet umabilirsin ki gökyüzü?

Benim gibi herkes dertli bu dünyada. Aman Allah’ım! Yoksa sen bizim dertlerimize mi ağlıyorsun durmadan.Doğru ya onca insanın türlü türlü dertlerine ancak uçsuz bucaksız yüreği olan sen dayanabilirsin.Yıprandığın doğru lakin sen güçlüsün,bunu biliyorum.Çabucak toparlanıp ilkbahara gülümseyebildiğine göre…

Sana mavi ne çok yakışıyor bir bilsen gökyüzü.Sen maviye büründüğünde deniz de sana eşlik ediyor. Hele yeşille olan muhteşem uyumun gözleri kamaştırıyor. Sen gülünce çiçekler ve çocuklar çok mutlu oluyor.Ne olur sen hiç ağlama.Çocuklar ıslanıyor sen ağlayınca,çocuklar üşüyor kar yağdığında,çocuklar öksürüyor soğuk havalarda…

Bencillik mi bu düşündüklerim.GalibaL çünkü güneşin tatile gittiği yerlerde de onu ağırlayanlar ona hasrettiler..O gelince onların da gökyüzleri gülüyor sevinçle.Onların da çocukları var kuşları bekleyen.

Paylaşmayı bilmeliyim galiba. Evet evet paylaşmalıyım. Güneşimi,gökyüzümü,kuşlarımı,çiçeklerimi sevgimi,güzel olan,reel olan her şeyimi paylaşmayı kabul ediyorum artık.

Bir parça da siz alır mısınız?

10 Aralık 2007 Pazartesi

Son 6 günüm...

Merhaba! Uzun bir süre olmuş yazı eklemeyeli.Bir tanıdığım “en son 4 Aralıkta yazmışsın” dediğinde fark ettim ben de:) Yazacak bir şey mi olmadı yoksa yazmaya hal mi bulamadım bilmiyorum.Alışmışım sinema ve tiyatro yorumu yazmaya ya,belki de bu hafta herhangi bir şey izlemeyişimden yazmamışımdır:)

Neler yaptım hatırlamaya çalışıyorum şimdi.Tabi dizilerden yardım alacağım ki hatırlayayım:) Ne kötü değil mi, nasıl bir yer edinmişse hayatımda diziler onlarla hatırlıyorum zamanıL Çok fazla dizi seyrediyor olmamdan duyduğum rahatsızlığı psikoloji öğretmeni olan komşum Gönül abla ile paylaşmıştım bir keresinde bana “ mutlu oluyorsun ,yorgunluğunu öyle atıyorsun çok kötü bir şey değil” demişti, ben de biraz olsun rahatlamıştım.Fakat yorgunluğumu atmak için daha faydalı ,yararlı uğraşlar edinsem daha iyi olur kanaatindeyim. Her sene "bu yıl dizi izlemeyeceğim" diyorum ama gene kaptırıyorum kendimi.Cumartesi günü NTV de bir programda Murathan Mungan, yabancı bir yazarın sözünü söylemişti “yaşadıklarımla kötümser,irademle iyimserim” diye.Ne kadar manidar değil mi ama o kadar da sancı verici.Bakınız bu sözü hafızama yazmakla hata mı etti sancı verdi şimdi.Dizi izleme noktasındaki iradesizliğimi yazıp arkasından bu sözü hatırlayarak zayıf oluşumu hatırladım ki bu bana sancı verdi.Neyse sancı çekmeyi seviyorum.Sancı varsa ümit vardır her daim.

Velhasıl, Salı günü her Salı olduğu gibi arkadaşlarla toplanacaktım ki Nurgül çağırdı “yarım saat de olsa gel” diye. Nurgül ‘ün annesi ertesi gün hastaneye yatacaktı ,4 çocuğunu evde dünyaya getirmiş ve hiç doktora gitmemiş biri olarak çok korkuyordu.Biz de birlikte kafasını dağıtmaya çalıştık ki saatler ilerledi ve ben ordan ancak eve gidebildim:) Cemile teyzemiz ameliyatını oldu ,başarılı da geçti çok şükür ,inşallah her şey yoluna girer.Korktuğu kadar olmadığını anladı ama her şeyin ilki ürkütücüdür bu tecrübeyi ne desek de kendi yaşayarak anladı.Kuş olup kaçmak istiyordu, “fazla para vermeyi teklif etsem canımı acıtmasalar” diyordu:) Tecrübenin verdiği dersi hiçbir keskin söz veremiyor maalesef.

Çarşamba günü komşum Yeliz’ e “ev işinde yardım edeyim” dedim ki(aslında o zorla yaptırıyordu:)) Nurgüller hastaneye gidiyorlarmış beni de aldılar Yeliz’e pek yardımım dokunamadı maalesefJ Perşembe günü evdeydim.Cuma günü de evime gittim yeğenlerimi sevip.Cumartesi günü kendi kahvaltımı komşum Figen’ de yapıp, Nilü hasta olduğundan yeğenlerime kahvaltı hazırlamaya gittim, ordan da Cemile teyzeyi hastanede ziyaret ettim.

Akşam Gönül abla geldi çaya epey muhabbet ettik.Bir ara da Figen uğradı.

Pazar günü ise Figen ile alışverişe gittik birlikte uzun zamandır çıkmıyordum alışverişe ayaklarım ağrıdı :) Akşam da Asu Teyzeme gittim, annem ordaymış. Teyzem köyden geldiğinden beri gidememiştim iyi oldu. Ay aman göya bişey yapmadım dedim ama uzun oldu birikince.Epey de bişey yapmışım :) Bir de ayrıntıları ile yazınca böyle uzuyo.Bir arkadaşımın bloğuna yorum yapan biri “ne bu böyle ,bize ne sizin yaptıklarınızdan her şeyi yazmayın” diye yorum yapmıştı çok gülmüştüm,inşallah o kişi benim bloğuma rastlayıp okumaz ;çünkü öfkesi artabilir. Kime ne canım tapusu benim değil mi istediğimi yazarım :)

Dolu ve anlamlı anlar yaşayıp,yazmak dileği ile…

4 Aralık 2007 Salı

Kesintisiz muhabbet...

Merhaba, bir haftayı daha geride bırakmanın hüznü ve yeni haftanın heyecanı ile, herkese bol bereketli,hareketli,huzurlu bir hafta diliyorum.

Geçtiğimiz hafta yoğun bir hafta idi.Sosyal faaliyetlerin bol olduğu ,3 sinema filmi izlediğim bir hafta ... Normalde yılda bir kez anca giderdim sinemaya ama bu hafta kısmetimde 3 tane birden izlemek varmış.

Cuma günü Arzu ablam geldi Erim'le birlikte kalmaya.İlk kez sakin bir gece yaşadık:) sadece annem, babam, Saliş ve ben vardık.Sabahı kabustu tabi:) Salih Balıkesir'den,ablam ve çocukları evlerinden geldi sabahın köründe:(

Zaten geç yatmıştık sayelerinde uyuyamadık:)

Cumartesi günü gündüz Nilü ve Hilal ile birlikte iş arkadaşım Aylin'e oturmaya gittik.Bizleri ağırladığın için çok teşekkürler Aylinciğim,yine geliriz:)

Cmt akşamı da ailecek Salih'in gelmesi şerefine(!) annemde yemekteydik:)

Pazar günü ise ablamda kahvaltıdaydım,oradan Hüseyin'in nişanına gittim,Hüseyin'e ve müstakbel eşi Zeynep'e huzurlu,bereketli,sağlıklı bir yuva temenni ediyorum.

Oradan da İclal ile buluşup bir şeyler yiyip ,sinema izledik.Akşamına evime geçtiğimde Saliha ve kuzen Musti bana gelmişler kahve içtik,yalancı mantı makarnası yedik:) ve Musti ile birlikte işi gereği araba ile gitmesi gereken yerlere gittik.Kahve Dünyasında mola verdik ki sahlepleri çok büyük bardakta veriyorlar,çok fazla geliyor midem bulandı doğrusu:)

Bu arada komşularıma müjde vermek istiyorum Pazar günü Kahve Dünyası'ndan kendime kahve pişirme makinesi aldım:) Dün de ilk kez profesyonel kahve yaptım. Nasıl taştı anlamadım,sanırım kısmetim bol:)))) Velhasıl artık kahveler benden:)

Aramızda kalsın kahve bahane,hedef muhabbet:)

Dost meclislerinde, kesintisiz muhabbet dileği ile...

Anka Kuşu...


Merhaba,Pazar günü İclal ile birlikte Mesut Uçakan'ın filmi Anka Kuşu'nu seyrettik.Filmi izlerken emeğe saygılı biri olarak hiç yapmayacağım bir şey aklıma geldi , sinema salonunda çıkmak,çıkmadım tabi:(

Ama çok istedim çıkmayı ,bir filmi izlerken hiç bu kadar canım sıkılmamıştı. Mesut Uçakan kusura bakmasın çok basit bir film yapmış.Nette inceledim ,Uçakan'ın film hakkında anlattıkları ile alakası yok filmin .Anlatmak istediklerini yansıtamamış,oyuncuları çok kötü seçmiş,çoğu rol yapmayı beceremeyen insanlar .Uçakan'ın başka filmlerini izlemiştim içlerinden çok beğendiklerim olmuştu ama bu "Anka Kuşu" cidden çok kötü bir film olmuş.