31 Mart 2008 Pazartesi

Haftasonum...

Merhaba, Cuma günü akşamı Nilü, çocuklar ile birlikte bize geldi. Yeğenlerimi çok özlemişim , bol bol oynadım onlarla. Bir ara Yeliz' e kahve içmeye girdik. Güzel bir akşam geçirdik afacanlar sayesinde.

Cumartesi sabahı spora gittim , sonra da diyetisyenime gittim. Tam 1 kg,200 gr vermişim:) İclal 2 kg .900 gr vermiş. Rekabet kızıştı:) Kıskandım doğrusu:) Arkadaşım seni tebrik ederim.Verdiğin kiloların devamını dilerim:) Ben İcloş kadar kararlı değilim:( Çok sıkıcı günler geçiriyorum:) Umarım bu hafta daha iyi bir düşüş olur. Cumartesi akşamı ABD'den ablasının düğünü için gelen ve beni unutmayan Seyhancığım sağolsun İclal ile birlikte bana geldi. Çok mutlu oldum . Nilü'de uğradı ,bir ara komşum Figen'de geldi. Hoş sohbet güzel saatler geçirdik. İclal "sen bişey hazırlama, ben getircem" demişti ki diyet yemeklerini getirmiş, Seyhan da bizimle birlikte diyet yemeği yemek zorunda kaldı:) Allah'tan diyetisyenden çiğ köfte izni koparmış :)

Pazar kahvaltımız da İclal'dendi. Sanırım benim isteksiz oluşumu anladı yemelerimizi kendi elleri ile hazırladı:) Böyle misafir dostlar başına:) Ama ben de , İclal'i bu özverisinden dolayı tiyatroya götürdüm:) İyi ki gitmişiz harika bir oyundu. "Her seyrettiğine harika diyorsun" diceksiniz ama gerçekten çok güzel bir oyundu, iyi ki gitmişiz. Zaten araştırıp öyle seçiyorum seyredeceğim oyunu; ama bu kadar etkileneceğim ve birşeyler öğreneceğimi düşünmemiştim. Tiyatro çıkışı eve gittim , uyudum bol bol. Diyetteyken ne yapılır ki başka:) Bu sendromdan kurtulmam şart yaw:)

Sıkıcı diyetimle herkesi de sıkıyorum çünkü.

Ve yeni bir haftaya başladık ."Bismillah" demeyi unuttum sanırım stresle başladım güne , inşaallah gerisi sakin ve huzurlu geçer. Herkese huzurlu günler dilerim.Sevgilerimle...

Size öyle geliyorsa öyledir...


Merhaba, Aşağıdaki yazımda bahsettiğim gibi , dün tiyatroya gittim. Fatih Reşat Nuri sahnesinde izlediğim oyunun adı "Size öyle geliyorsa öyledir" . Oyun Nobel ödüllü yabancı bir yazara ait. Dün broşürde okumuştum ismini, bugün aklımda tutamadım Ne edeyim Türk isimlerini bile hatırlayamazken , yabancı isimleri hiç hatırlayamıyorum işte. İsmi hafızada tutmak iletişimin en önemli özellklerinden biri ; ama malesef ben bu özellikten yoksunum. Yazar dünyaca ünlü biri ve ününün çoğunu piyesleri ile kazanmış. Oyunu çok beğendim ve çok şey öğrendim. İclal de çok beğendi, iyi ki gitmişiz. Merak duygusu ile oluşturduğumuz ,sadece kendimizi bağlayan öngörülerimizin ne kadar kişisel olduğu , bunu genele yaymanın ne kadar zararlı olduğu, düşüncelerimizin mutlak doğru olduğuna olan inancımızın ve bunun etrafımızdakilere vereceği zararları anlatıyordu oyun. Yazarın özelliklerinden biriymiş, sonunu netleştirmeden bırakmak , bu oyunda netleştirmemesi çok isabet olmuş. İnsanlara açıklama yapmanın ne kadar gereksiz olduğunu da bir kez daha anladım. "Size öyle geliyorsa ,öyledir" demenin en doğru çözüm olacağı, ne düşündüklerini umursamanın çok anlamsız olduğunu da anladım bu oyun sayesinde:) Elbette insanların su-i zanda bulunmasına da mahal vermemek gerekir.Fakat kim ne der diye yaşamak çok kısıtlayıcı ve yorucu... Yaaa ne desem boş olacak bence imkanı olan, İstanbul'da yaşayan herkes bu oyunu izlemeli. Oyunda emeği geçen herkese teşekkür ederim.Sevgiyle...

28 Mart 2008 Cuma

Keşanlı Ali Destanı...


Merhaba, dün akşam Harbiye Muhsin Ertuğrul sahnesinde Keşanlı Ali Destanı adlı Haldun Taner 'in yazdığı müzikal oyunu izledik arkadaşlarımla. Geçen yıl da izlemiştim aynı oyunu , fakat tekrar izledim , iyi ki izlemişim aynı keyfi fazlasıyla aldım. Bileti 3 hafta önce almama rağmen Dünya Tiyatrolar Gününe rast gelmesi ayrı bir hoşluk oldu:) Oyun öncesinde bu güne özel yazılmış bir bildiri okundu, fakat geç kaldığımız için dinleyemedim ben. Oyun destanların gerçek olmadığını komik bir dille hicvediyor. Dünyada, ya ezen ya da ezilen olunur sözünü sahneye yansıtıyor. Trajikomik olaylar zinciri , zengin fakir ayrımı; fakirlerin , zenginlerin namuzsuzluk yaparak zengin olduklarına inandıkları için namuzsuz olma özentileri:)...

Keşanlı Ali hapisten çıktıktan sonra muhtar adayı oluyor, seçim öncesindeki ve seçimi kazandıktan sonraki manzaralarda, Haldun Taner'in Türkiyem'i çok iyi gözlemleyip, kaleme aldığını hemen farkediyorsunuz:)

Valla ben bu oyunu çok ama çok beğendim, izlemyenlere şiddetle tavsiye ediyorum. Oyuncular ve oyunun konusu harika. Kostümler ve sahne düzeni de harika. Haldun Taner'den başka kimsenin ismini bilmiyorum ama emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Tiyatro harika bir sanat , vakit ayırıp gidemeyenlere duyurulur...

Bir kaç günüm...

Merhaba, Cumanız hayırlı olsun...

Cuma günlerini işlerim çok yoğun olsa da çok seviyorum. Hem tüm Müslümanlar için kutsal bir gün, hem ertesi gün tatil, hem de ne bileyim seviyorum işte:)

Pazartesi günü kuzenin Emre yemeğe geldi bize ve gülmekten kırdı geçirdi hepimizi. İlahi Emre sen bizi güldürdün Allah da seni güldürsün:)

Salı günü canım arkadaşım Ayşe'nin doğum gününü kutlamak için Elmas, Saliş ve ben sürpriz yaptık Ayşe'ye. Önce evde olup olmadığını anlamak için yoklama çektik, sonra pastamızı ve hediyelerimizi alıp gittik. Apartmanda mumları yaktık , zile bastık ki annanesi çıktı kapıya:) Sessizce Ayşe'yi çağır dedik kapıyı tekrar kapattık, açtığında "iyi ki doğdun Ayşe" sözlerimizi tüm apartmanla birlikte dinledi:) Ben pastadan incecik ,kıl gibi bir dilim yiyebildim:( Diyetisyenim sağolsun ancak o kadarına izin verdi:(

Ayşe'den çıktıktan sonra Elmas'ı evine bıraktık ve ordan amcamlara gidip geç saate kadar lafladık. Sağolsun Mustafa bizi bıraktı evimize.

Çarşamba günü önce spora ,sonra yüzmeye gittim:) Ölecem sportmenlikten yaw:)

Perşembe günü Birsen, Nurgül, Aysel ve ben tiyatroya gittik. Oradan da yemek yediler bir yerde , ben baktım:( Tiyatroya gitmek için buluşmamız Nurgül'ün sayesinde çok gergindi:( O gerginliği üstümden atamadım bir türlü. Ama tiyatro çok keyifliydi. Nurgül hanım misafirlerine ayıp olur endişesi ile gideceğimizi söyleyemediği için beni 45 dakika bekletti. Tiyatro başlamıştı gittiğimizde. En nefret ettiğim şeylerden biri bekletilmek; hele hele ev oturmasına gitmiyoruz ki , saati belli olan bir etkinliğe gidiyoruz. Sabah msnimi açtığımda özür mesajını okudum, çok ince ruhlu bir arkadaşım , ama bu incelik bazen aşırıya kaçıyor işte:) Gündüz oturmasına gelen misafirlerine akşam programı olduğunu söyleyememek gibi:) Seni seviyorum Nurgül sen çok iyisin , özelliklerin çok güzel , hep imrenmişimdir sana. Ah bir de bekletmesen:)

Bu kadar yeter:) Dün çok sinirlendiğimden kırarım korkusu ile bişey demedim de içimde kalırsa patlardım:)

Patlama noktasına gelmeyeceğimiz, güzel günlere...

25 Mart 2008 Salı

İyi ki doğdun Ayşem!...


Merhaba, bugün yengem Şazo'nun yeğeni ve benim arkadaşım Ayşe'nin doğum günü.

Kendisi kadar yüreği de çok güzel olan; sabrı ile, hoşgörüsü ile, şükrü ile ve bütün anlatılası güzel hasletlerle bezenmiş bir insan Ayşe...Ve de Allah'ın özendiği kullarından ...

Bu sözleri yazarken zerre kadar yapmacıklık yok, hatta eksiği çok. Hakikaten ahlakına ve mücadelesine hayran olduğum ender insanlardan birisin sen Ayşe. Seni tanıdığım için ve arkadaş olduğumuz için çok mutluyum. Sık sık beni sevdiğini söylemenden de çok mutluyum:) Bu bile bir özellik. Sevginin hor kullanıldığı bir devirde, sevdiğini söyleyebilmek..

Ben de seni seviyorum arkadaşım, nice senelere birlikte...

Rabim ömrünü hayırlı, uzun ,sağlıklı, sevgi dolu, sevdiklerinle ve mutlu yaşamanı nasip etsin...