Merhaba, yeni hafta ,yeni sevinçler getirsin cümlemize.
Ben bronşitten kurtulamadım:( Hala kötür kötür öksürüyorum. Hala insanlar öksürdüğümde bana bakıyor:) İlaç kullanmaya devam,bakalım ilaçlar bittiğinde bir değişiklik olacak mı.
Dün İclal'e kahvaltıya gittim Gülcan ile. İclal'in annesi yine harika börekler yapmış. Ellerine sağlık,keselerine bereket... Dün akşam da Esra, eşi ve annesi ile Dilek Türkan'ın CRR'deki konserine gittik. Çok beğendiğim konserin ayrıntılarından daha sonra bahsedeceğim.
Cumartesi günü Nilü ve çocuklar bizdeydi ,birlikte kahvaltı yapıp Ramazan ağabeyimin 7. gün mevlidine katıldık. Ramazan ağabeyim bir kaç yıl önce vefat eden babasına uzunca bir şiir yazmış. Şiirinde aile fertlerinden ve kendinden bahsedip ; babasını ne çok özlediğini dile getirmiş. Bu duygusal şiiri bana okuttu Mehtap ablam. Herkesi gözyaşlarına boğdu Ramazan ağabeyim. Biz de onu özleyeceğiz bundan sonra . Mekanları Cennet olsun ikisinin de inşallah... Cumartesi akşam üzeri ise Rukiş'in ablası Şerife ablanın nişan merasimine katıldım. Bir yerde ölüm, bir yerde düğün... Ben de ölü evinde ağlayan,düğün evinde oynayan tabirine cuk diye oturdum:) Eeee hayat bu, devam ediyorsa durmayacaksın,yoksa düşersin... Nişan sonrası , eniştemler Sütlüce'deymiş ben de onlara katıldım birlikte uykuluk yedik ,sonra da eve geldim.
Cuma akşamı Hilal, Hasan, İclal, Esra ve Hacer teyze ile Kenter Tiyatrosu'nda Kraliçe Lear adlı oyunu izledim. Yıldız Kenter'i ilk kez canlı olarak sahnede gördüm ve büyülendim. Yine ayrıntıları sonraya bırakıyorum:) O akşam tiyatro çıkışı İclal ile İsmi'ye gittik. Nilü,Saliş ve Deniz de oradaydı birlikte kahve içip ,eve geldik. O gün İclal ve Nilü'ler bizde kaldı.
Perşembe akşamı Aysel'deydik Elmas,Saliş, Aysel'in kuzenleri Özge ve Özlem ile birlikte. Elmas bize mıhlama yaptı o gün, Aysel de köy patatesi pişirdi. Biz ise afiyetle yedik:) Teşekkür ederim Ayselciğim, özellikle soban içimi ısıttı.
Çarşamba akşamı evdeydim. Nurcan geldi bize o akşam.
Salı akşamı da evdeydim:)
Günlerde yaşananlar bu kadar, kal sağlıcakla günlükcağazım:) ...
8 Şubat 2010 Pazartesi
5 Şubat 2010 Cuma
Mim: 7 ilginç özelliğim...
Merhaba Bir Güzel Çift bloğunun sahibi sevgili Ayşeciğim beni mimlemiş. Mim konusu blog sahibinin 7 ilginç özelliği. Teşekkür ederim Ayşe,ben mim hastasıyım da:)
1- Ben beni bildim bileli erken kalkmak zorunda biri olarak asla erken kalkmaya alışamam. Evimle işimin aynı caddede olamasına rağmen işe hep geç kalmam:)
2-Tek gözümün görmediği, gözlük merakım yüzünden "inşallah kör olurum" diye dua etmemden dolayı dinlendirici gözlük bari versin diye annemin götürdüğü doktor tarafından 12 yaşımda farkedilmesi:)
3-Giysilerimde renk uyumuna önem vermemem:) ;Kendimi kısıtlamaktan hiç hoşlanmam da:)
4-Bir şeyleri kırdığımda ne kırdığıma bile bakmadan işime devam edip,hiç üzülmemem:) Düştüğümde de tepki vermeden yoluma devam ederim:)
5-Kin ve gurur duygularından uzak olmam:) Özetle yüzsüz olmam:) Mesela bir gün yemekçi teyze ile tartışıyordum aynı anda yemek alıp "kaçar köfte düşüyo" diye sorup yemeğimi alıp yedim:)
6-Basenimin vücuduma göre büyük olması:) Tarlatandan tasarruf ediyorum:) Eski filmlerdeki tarlatanlı elbiselere hep özenmişimdir,Allah başıma verdi:))
7-Up uzun şiirleri sırf yazmaya üşendiğim için ezberliyor olmam:)
Yazdıklarımın ilginç olmasına özen gösterdim. Arkadaşlarıma danıştığımda çok farklı şeyler duydum:) Dedikleri doğruydu ama ilginç değildi. Bazılarından ilham aldım ,bazılarını kendim buldum:)
Benim mimlediklerime gelince Sudamlam,Gelin Ayşem,Zeynep Melike ve Blah blah...
1- Ben beni bildim bileli erken kalkmak zorunda biri olarak asla erken kalkmaya alışamam. Evimle işimin aynı caddede olamasına rağmen işe hep geç kalmam:)
2-Tek gözümün görmediği, gözlük merakım yüzünden "inşallah kör olurum" diye dua etmemden dolayı dinlendirici gözlük bari versin diye annemin götürdüğü doktor tarafından 12 yaşımda farkedilmesi:)
3-Giysilerimde renk uyumuna önem vermemem:) ;Kendimi kısıtlamaktan hiç hoşlanmam da:)
4-Bir şeyleri kırdığımda ne kırdığıma bile bakmadan işime devam edip,hiç üzülmemem:) Düştüğümde de tepki vermeden yoluma devam ederim:)
5-Kin ve gurur duygularından uzak olmam:) Özetle yüzsüz olmam:) Mesela bir gün yemekçi teyze ile tartışıyordum aynı anda yemek alıp "kaçar köfte düşüyo" diye sorup yemeğimi alıp yedim:)
6-Basenimin vücuduma göre büyük olması:) Tarlatandan tasarruf ediyorum:) Eski filmlerdeki tarlatanlı elbiselere hep özenmişimdir,Allah başıma verdi:))
7-Up uzun şiirleri sırf yazmaya üşendiğim için ezberliyor olmam:)
Yazdıklarımın ilginç olmasına özen gösterdim. Arkadaşlarıma danıştığımda çok farklı şeyler duydum:) Dedikleri doğruydu ama ilginç değildi. Bazılarından ilham aldım ,bazılarını kendim buldum:)
Benim mimlediklerime gelince Sudamlam,Gelin Ayşem,Zeynep Melike ve Blah blah...
3 Şubat 2010 Çarşamba
"Dullar"

Merhaba Cuma günü hala torunum Ayşenur ve arkadaşım İcloş ile Rşat Nuri Sahnesi'nde Alman yazar Fitgerald Kusz'un yazdığı "Dullar" adlı oyunu izledik.O gün babam ameliyat olduğu halde hem biletim yanmasın diye hem de ismi beni çok çektiğinden bu oyunu çok merak ederek izlemeye gittim. Fakat ne beni,ne beklediğimi bulamadım oyunun içinde. Oyuncular çok başarılı kişilerden oluşuyordu ama nedenini bilmediğim bir eksiklik vardı oyunda. Oyunun ,skeçler arasında olan dul amatör tiyatrocu ekipten pek bir farkları yok gibiydi. Sergilenişinde mi ,nerede hata var anlamadım. Zamanla oturur dicem ama bu oyuncular zaten çok profesyonel kişiler. Oyunu yöneten kişi de oyunculardan olan Hülya Karakaş. Bilemiyorum ama ben bu oyundan haz alamadım malesef. Yine de emeği geçenleri tebrik ederim.
Etiketler:
dullar,
fitgerald kusz,
güzin özyağcılar,
hülya karakaş,
reşat nuri sahnesi
2 Şubat 2010 Salı
Acısıyla,tatlısıyla...
Merhaba,Kıbrıs'ta yediğim yağmurun etkisinden kurtulamayınca bugün doktora gittim ki boronşit olmuşum:( Günlerdir halsizlik ve öksürük mahvetmişti umarım ilaçlarla toparlanırım. Bugün ayrıca Pazar günü kaybettiğimiz halamın oğlu Ramazan ağabeyimin 3. gün mevlidi vardı, kısa bir süreliğine köyümüzün lokalinde olan mevlide de katıldım. Allah mekanını cennet etsin.
Dün akşam Ülkü, hasta olmama rağmen eşiyle iş yerime gelip zorla onlara götürdü. Sağolsunlar götürdükleri gibi de Saliha ile beni evimize bıraktılar.
Pazar günü kuzen Ayşe ve İsmail ile Osman eniştem dahil olmak üzere bizde kahvaltı yapıp Ramazan ağabeyimin cenaze merasimine katıldık. Cumartesi gecesi almıştık haberi. Hastahanedeydi ve bekleniyordu ölümü. Yine de umut kaybolmuyordu nefes aldıkça insandan. Oğlu askerdeydi, gelmesiyle ruhunu teslim etmiş. Herkes onu beklediğini söylüyor. Uzun zamandır hastaydı Ramazan ağabeyim. Bizden yaşça büyük olmasından ve uzakta oturmasından dolayı akran kuzenlerimle olduğum gibi yakın değildim ona. Tabi ki her ölüm gibi bu da acıttı canımı. Kızını,oğlunu ve evlat acısını yaşayan halamı gördükçe acıdı içim. Empati yönü kuvvetli olan benim için Pazar günü çok zor geçti :( Defin işleminden sonra taziye evine gittik. Taziye evlerini oldum olası sevmiyorum. Orada olanlardan hoşlanmıyorum. Benim istediğim taziye evi manzarası ölen kişinin tek ihtiyacı olan şeyi, Kuran'ı ona armağan etmekle geçirilmeli. Boş konuşmalar,acıyı anlamadan verilen nasihatlar beni ziyadesi ile üzüyor. Taziye evinde sessizlik olmalı. Ama malesef bu adabı hiç öğrenemeyecek bizimkiler:( Vasiyetimi yazmak geldi içimden "beni seven ve bana Fatiha yollayacak insanlar olsun ardımda,diğerleri gelmesin taziyeye" diye :(
Cumartesi günü arkadaşım Serap'ın 2 harika oğlunun sünet mevlidine katıldım. Orada uzun zamandır göremediğim arkadaşım Sacide'yi görmekten de çok mutlu oldum. Allah büyük muradlarını da göstersin oğluşlarının inş. sana ve eşine Serapcığım. Her şey çok güzeldi, teşekkür ederim. Akşam ben eve geldim çocuklara bakmaya ; annem,Saliş,Nilü ve eniştem Ramazan ağabeyimi hastaneye görmeye gittiler. Yoğun bakımda olduğundan ailesiyle görüşüp geldiler ki,bir kaç saat sonra haberi geldi:( Allah'ım rahmetini ondan esirgeme...
Cuma günü babam gözünden katarakt ameliyatı oldu . Basit bir ameliyattı ama gelen gidenimizin olmasına engel değildi bu. Ayşe halam,Dilek,eşi ve çocukları,Belgüzar teyze,eşi,Ayşe ve eşi de ziyarete gelenler arasındaydı. Ben ise daha önceden aldığım tiyatro oyununu izleyip öyle geldim eve. Ne yapayım biletimi yakamazdım.
Perşembe akşamı babam ameliyat olacağı için çok stresliydi. Vara yoğa bağırıp durdu. Babam bu konularda çok hassas. O akşam Nilü ve çocuklar geldi bize kalmaya,Pazar gününe kadar da bizdelerdi. Çocuklara doyamadığımı itiraf etmeliyim. Alperen'in tatili 1 haftaymış döndüler. Ömer Faruk bu dönem de takdir almış. Tebrik ederim teyzeciğim seni,başarıların daim olsun inşallah.
Çarşamba akşamı evdeydim.O gün Saliş'in arkadaşı Nurcan kaldı bizde.
Salı akşamı da evdeydim.
Pazartesi akşamı ise bahsettiğim gibi Melihat Gülses'in konserine gittim.
Acısıyla tatlısıyla geçen günlerimin özetiydi bu uzun yazı. Acılar en hafif şekilde acıtsın,sevgilerse çoğalsın her daim...
Dün akşam Ülkü, hasta olmama rağmen eşiyle iş yerime gelip zorla onlara götürdü. Sağolsunlar götürdükleri gibi de Saliha ile beni evimize bıraktılar.
Pazar günü kuzen Ayşe ve İsmail ile Osman eniştem dahil olmak üzere bizde kahvaltı yapıp Ramazan ağabeyimin cenaze merasimine katıldık. Cumartesi gecesi almıştık haberi. Hastahanedeydi ve bekleniyordu ölümü. Yine de umut kaybolmuyordu nefes aldıkça insandan. Oğlu askerdeydi, gelmesiyle ruhunu teslim etmiş. Herkes onu beklediğini söylüyor. Uzun zamandır hastaydı Ramazan ağabeyim. Bizden yaşça büyük olmasından ve uzakta oturmasından dolayı akran kuzenlerimle olduğum gibi yakın değildim ona. Tabi ki her ölüm gibi bu da acıttı canımı. Kızını,oğlunu ve evlat acısını yaşayan halamı gördükçe acıdı içim. Empati yönü kuvvetli olan benim için Pazar günü çok zor geçti :( Defin işleminden sonra taziye evine gittik. Taziye evlerini oldum olası sevmiyorum. Orada olanlardan hoşlanmıyorum. Benim istediğim taziye evi manzarası ölen kişinin tek ihtiyacı olan şeyi, Kuran'ı ona armağan etmekle geçirilmeli. Boş konuşmalar,acıyı anlamadan verilen nasihatlar beni ziyadesi ile üzüyor. Taziye evinde sessizlik olmalı. Ama malesef bu adabı hiç öğrenemeyecek bizimkiler:( Vasiyetimi yazmak geldi içimden "beni seven ve bana Fatiha yollayacak insanlar olsun ardımda,diğerleri gelmesin taziyeye" diye :(
Cumartesi günü arkadaşım Serap'ın 2 harika oğlunun sünet mevlidine katıldım. Orada uzun zamandır göremediğim arkadaşım Sacide'yi görmekten de çok mutlu oldum. Allah büyük muradlarını da göstersin oğluşlarının inş. sana ve eşine Serapcığım. Her şey çok güzeldi, teşekkür ederim. Akşam ben eve geldim çocuklara bakmaya ; annem,Saliş,Nilü ve eniştem Ramazan ağabeyimi hastaneye görmeye gittiler. Yoğun bakımda olduğundan ailesiyle görüşüp geldiler ki,bir kaç saat sonra haberi geldi:( Allah'ım rahmetini ondan esirgeme...
Cuma günü babam gözünden katarakt ameliyatı oldu . Basit bir ameliyattı ama gelen gidenimizin olmasına engel değildi bu. Ayşe halam,Dilek,eşi ve çocukları,Belgüzar teyze,eşi,Ayşe ve eşi de ziyarete gelenler arasındaydı. Ben ise daha önceden aldığım tiyatro oyununu izleyip öyle geldim eve. Ne yapayım biletimi yakamazdım.
Perşembe akşamı babam ameliyat olacağı için çok stresliydi. Vara yoğa bağırıp durdu. Babam bu konularda çok hassas. O akşam Nilü ve çocuklar geldi bize kalmaya,Pazar gününe kadar da bizdelerdi. Çocuklara doyamadığımı itiraf etmeliyim. Alperen'in tatili 1 haftaymış döndüler. Ömer Faruk bu dönem de takdir almış. Tebrik ederim teyzeciğim seni,başarıların daim olsun inşallah.
Çarşamba akşamı evdeydim.O gün Saliş'in arkadaşı Nurcan kaldı bizde.
Salı akşamı da evdeydim.
Pazartesi akşamı ise bahsettiğim gibi Melihat Gülses'in konserine gittim.
Acısıyla tatlısıyla geçen günlerimin özetiydi bu uzun yazı. Acılar en hafif şekilde acıtsın,sevgilerse çoğalsın her daim...
"Gül ile Bülbül" Melihat Gülses&Bekir Ünlüataer
Merhaba , Pazartesi günü kar yağışına rağmen önceden aldığım ve katılmayı çok istediğim CRR'deki Melihat Gülses ve Bekir Ünlüataer'in düet/konserine Hilal, Esra, babamın kuzenleri Hacer ve Kadriye teyze; ve Yasemin abla ile birlikte katıldık. Konser arkadaşım olan annem bu kez yoktu. Ama diğer konser arkadaşlarım da çok iyiydi. Zevk alan insanlarla konser izlemek ayrı bir keyif. "Gül ile Bülbül" adı altında Orkestra Pera'nın ve konservatuvar öğrencilerinin eşlik ettiği bu unutmayacağım eşsiz müzik ziyafetinde Melihat Gülses ve Bekir Ünlüataer birbirinden güzel düet, şarkı ve kantoları tiyatral meziyetlerini de ortaya koyarak icra ettiler. Konser sırasında tambur ve kemençe sanatçılarımızdan birer usta ve Mısra adında küçük bir kız çocuğu farklı şarkılarda konsere tat eklediler. Konser boyunca siyah-beyaz ve eski zamanlara ait film,resim görüntüleri de güzel bir nostaljiydi. İki harika ses birleşince neler olabileceğini varın artık siz düşünün:) Mest olmuş yüzler, rehabilite olan bizler memnun insanlar olarak evlerimize döndük. Konser bitiminde Hacer teyze Melihat Hanım'a el sallayıp, öpücük gönderdi. Hava şartına rağmen salonun tamamına yakını doluydu ve biz arka sıralardaydık. Buna rağmen Melihat Hanım Hacer teyzenin öpücüğünü aldı ve karşılık verdi. Hacer teyze kulise tebrik etmeye gitti ve resmini çekmesi için Hilal'i de yanına götürdü. Ben o kalabalıkta görebileceklerine ihtimal vermemiştim doğrusu. Fakat sadece onlar değil Esra, Kadriye teyze ve Yasemin abla da görüp,resim çektirmişler . Ben mi? O sırada WC'deydim:(Hacer teyze öyle tatlı bir kadın ki anlatamam. Melihat hanımdan bahsederken "su gibi kadın, ben bile ondan çok makyaj yapmışım, sanatçıya saygımdan ama. Gözlerime olan simi boşalttım .Hiç kaşlarımı boyamazdım bugün onun için boyadım" dediğinde nasıl hoşuma gitti anlatamam. Bindiğimiz taksi şoförüne "bak konserden çıktım çok mutluyum sakın bizi fazladan dolaştırıp sinirimi bozma" demesine ise bittim:)))
Seni çok seviyorum Hacer teyze senle konsere gitmek çok keyifli. Sırada yeni konserler var,iple çekiyorum:) İşte Hacer Teyze ve Melihat Hanım.

Bu arada bu eşsiz müzik ziyafetini yaşattıkları için emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
